"Saglik" Kategorisi için Arşiv

Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan(SGK) vatandaşa kötü haber. SGK, Kurumca belirlenen kronik hastalıklar ve acil haller hariç olmak üzere 10 gün içerisinde aynı branşta farklı …

Bu haberin mail olarak size ulaşmasını mı istiyorsunuz? Sağlık Aktüel Mail Grubu’na dahil olmak için tıklayın!..
Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan(SGK) vatandaşa kötü haber. SGK, Kurumca belirlenen kronik hastalıklar ve acil haller hariç olmak üzere 10 gün içerisinde aynı branşta farklı sağlık hizmet sunucusuna yapılan ayakta tedavi başvurularında muayene katılım payı tutarı 5 TL artırdı. Artırılan 5 TL’lik tutar, SGK’dan gelir ve aylık alanlar ile bakmakla yükümlü oldukları kişiler için gelir ve aylıklarından kesilecek. Diğer kişiler için ise eczanelerden ilaç alınırken tahsil edilecek.

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ Resmi gazete’de yayımlandı. 25 Mart 2010 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren “Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği”nin “Ayakta Tedavide Hekim ve Diş Hekimi Muayenesi Katılım Payı” başlıklı maddesinde değişikliğe gidildi.

Buna göre birinci basamak sağlık kuruluşları muayeneleri, Kurumca belirlenen kronik hastalıklar ve acil haller hariç olmak üzere 10 gün içerisinde aynı branşta farklı sağlık hizmet sunucusuna yapılan başvurularda bu maddede belirtilen ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payı tutarları 5 TL artırılarak tahsil edilecek. Artırılan 5 TL’lik tutar; SGK’dan gelir ve aylık alanlar ile bakmakla yükümlü oldukları kişiler için gelir ve aylıklarından, diğer kişiler için ise eczanelere müracaat aşamasında eczanelerce kişilerden tahsil edilecek.

-TÜP BEBEK TEDAVİSİNDE GİDERLERİN KARŞILANACAĞI ŞARTLAR-

SGK, tüp bebek tedavilerine ilişkin giderleri şu şartlar altında karşılayacak:

“Yapılan tıbbi tedavileri sonrasında normal tıbbî yöntemlerle çocuk sahibi olamadığının ve ancak yardımcı üreme yöntemi ile çocuk sahibi olabileceğine dair sağlık kurulu raporu düzenlenmiş olması, 23 yaşını doldurmuş, 40 yaşından gün almamış olması, uygulamanın yapıldığı merkezin Kurum ile sözleşmeli olması, en az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının olması veya halen genel sağlık sigortalısı olan kadının bu bentteki koşulları taşımaması halinde eşinin gerekli koşulları sağlaması, son üç yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamamış olduğunun Kurumla sözleşmeli sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulları tarafından belgelenmesi gerekecek.” Daha önce en az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının olması şartı aranıyordu. Yeni düzenlemeyle halen genel sağlık sigortalısı olan kadının bu bentteki koşulları taşımaması halinde eşinin gerekli koşulları sağlaması kolaylığı getirildi.

-KLASİK TÜP BEBEK TEDAVİNİN YAPILACAĞI DURUMLAR-

Yeni düzenlemede klasik tüp bebek işleminin hangi durumlarda yapılacağına da yer verildi. Buna göre klasik tüp bebek tedavisini gerektiren erkelere yönelik faktörler “Üro-androlojik tedaviye rağmen, en az 15 gün aralarla yapılan üç ayrı spermiyogramın hepsinde total progresif motil sperm sayısının 5 milyondan az olduğu oligoastenospermi olguları ile azoospermi olguları” olarak sıralandı.

Kadın faktörü ise şu üç başlıktan oluştu:

“Tubal faktör: Primer silier diskinezi – Kartegener Sendromu varlığı, laparoskopi ile onaylanmış bilateral tam tubal tıkanıklık saptanan (ağır distal tubal hastalık, bilateral organik proksimal tubal tıkanıklık, bilateral tubal tıkanıklık veya tüp yokluğu olan) olgular, ağır pelvik yapışıklık belirlenen veya tubal cerrahi (laparoskopi veya açık cerrahi ile ) sonrasında gebe kalamayan olgular.

-Endometriozis: Hafif ve orta derece endometriozis, ileri evre (evre 3-4) endometriozis.
Hormonal – ovulatuar bozukluklar: DSÖ Grup I-II hastalarda anovulasyonda standart tedaviye yanıtsız olgular.

-Açıklanamayan infertilite: Hem erkek, hem de kadının tetkiklerinin normal olmasına ve gonadotropinlerle en az iki deneme OI + IUI uygulanmasına rağmen evlilik tarihinden itibaren 3 yıl veya daha uzun süreli gebe kalamama hali.

-Diğer endikasyonlar: Kötü ovaryan yanıtlı veya düşük ovaryan rezervli olgular.”

-TSK’YA BAĞLI TIP FAKÜLTELERİNİN VERECEĞİ YURTDIŞI TEDAVİ SAĞLIK KURULU RAPORLARININ BAKANLIKÇA ONAYLANMASI YETERLİ OLACAK-

Yurtdışında tedavi için gerekli olan yurtdışı sağlık kurulu raporları arasına Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı tıp fakültesi hastaneleri tarafından verilen raporlar da eklendi. Yapılan değişikliğe göre Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı tıp fakültesi hastaneleri tarafından kendi mevzuatına uygun düzenlenen yurt dışı tedaviye ilişkin sağlık kurulu raporlarının Sağlık Bakanlığınca onaylanmış olması yeterli sayılacak.

YÖK, ”Tam Gün” yasası ve çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) sonrasında üniversite hastanelerinde görev yapan öğretim üyelerinin durumuna ilişkin, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda düzenlemeler içeren bir kanun taslağı hazırladı.

Bu haberin mail olarak size ulaşmasını mı istiyorsunuz? Sağlık Aktüel Mail Grubu’na dahil olmak için tıklayın!..
YÖK; 5947 sayılı ”Tam Gün” yasasına bağlı olarak, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu’nda yapılması öngörülen değişiklik önerilerini Milli Eğitim Bakanlığı’na taslak olarak sundu.

Buna göre, Yükseköğretim Kanunu’nun ”çalışma esaslarını” düzenleyen maddesinde yapılması önerilen değişiklikte, öğretim elemanlarının üniversitede devamlı statüde görev yaptığı, devamlı statüde çalışan öğretim elemanlarının kanunlarda belirtilen haller dışında 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 28. maddesindeki hükme tabi oldukları ifade edildi.

Öngörülen değişikliğe göre, yükseköğretim kurumlarının kadro veya pozisyonlarında bulunmayan profesör ve doçentler, ihtiyaç duyulan alanlarda teorik ve uygulamalı eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve bu faaliyetlerin gerektirdiği işleri yapmak üzere üniversite yönetim kurulunun kararıyla yükseköğretim kurumlarında sözleşmeli öğretim üyesi olarak çalıştırılabilecek.

Sözleşmeler, aylık çalışma süresi 40 saati geçmemek üzere bir yıla kadar yapılabilecek. Sözleşmeli öğretim üyelerine, yapacakları faaliyetin niteliğine göre devamlı statüde çalışan aynı unvanlı öğretim üyeleri için belirlenen ek ders ücretinin 15 katına kadar saatlik sözleşme ücreti ödenebilecek.
Özellik arz eden faaliyetler için saatlik sözleşme ücreti, Maliye Bakanlığı’nın uygun görüşü üzerine YÖK kararıyla bir katına kadar artırılabilecek.

Bu kapsamdaki sözleşmeli öğretim üyelerine ödenecek sözleşme ücretinin yıllık tutarı, üniversitenin özel bütçesinde ilgili yılda personel giderleri için öngörülen başlangıç ödeneğinin toplam tutarının yüzde 1′ini hiçbir şekilde geçmeyecek.

İlgili üniversitenin teklifi ve YÖK’ün uygun görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca bu oran bir katına kadar artırılabilecek. Bu şekilde artırılan tutar ilgili üniversitenin döner sermaye bütçesinden karşılanacak.

Bu kapsamda çalıştırılan sözleşmeli öğretim üyelerine, bu madde uyarınca yapılacak ödeme dışında kanunun döner sermaye ile ilgili maddesinde öngörülen ek ödeme dahil olmak üzere herhangi bir ad altında ödeme yapılmayacak.

Bu kişiler, senato, kurul ve yönetim kurulu üyesi, rektör, dekan, enstitü, uygulama ve araştırma merkezi, yüksekokul ve konservatuvar müdürü, bölüm başkanı, anabilim ve bilim dalı başkanı, başhekim ve bunların yardımcıları olamayacak ve benzeri idari görev alamayacak.

Bu madde uyarınca sözleşmeli olarak çalıştırılacak öğretim üyelerinin çalıştırılmasına ilişkin usul ve esaslar, yaptıkları görevlere bağlı olarak ödenecek saatlik sözleşme ücretinin tutarı ile diğer hususlar Maliye Bakanlığı ve YÖK tarafından birlikte belirlenecek.

”ÜCRETSİZ İZİN SÜRESİ 1 YIL”
Yükseköğretim kurumları dışında mesleki faaliyette bulunmak ve meslek veya sanatlarını serbest olarak icra etmek isteyen profesörler ile doçentlik kadrosunda 5 yılını doldurmuş öğretim üyelerine, birimlerindeki eğitim-öğretim, araştırma ve topluma sunulan hizmetlerin aksamaması şartıyla bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıla kadar üniversite rektörü tarafından ücretsiz izin verilebilmesi öneriliyor.

Yükseköğretim Kanunu’na geçici bir madde konulması da öngörülüyor, buna göre bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar yükseköğretim kurumları dışında mesleki faaliyette bulunmakta ve meslek veya sanatlarını serbest olarak icra etmekte olan veya bu maksatla ücretsiz izne ayrılmış bulunan öğretim elemanları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 ay içinde durumlarını bu kanuna uygun hale getirecek.

YÖK, 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu’nda da yeni düzenleme öngörüyor.

Taslağa göre, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nin de ihtiyaçlarının giderilmesi ve hizmetlerinde herhangi bir aksamaya mahal verilmemesi bakımından, yükseköğretim kurumlarındaki aynı usul ve esaslarla sözleşmeli öğretim üyesi çalıştırılması öneriliyor.

GEREKÇE
Hazırlanan taslağın gerekçesinde, önceden kamuda çalışan hekimler ile bir kısım diğer sağlık personeli ve kısmi statüde bulunan üniversite öğretim üyelerinin mesleğini serbest olarak da icra edebildiği ve özel sektörde çalışabildiği anımsatılarak, 30 Ocak 2010 tarihli 5947 sayılı ”Üniversite ve Sağlık Personeli’nin Tam Gün Çalışmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile bu uygulamaya son verildiği belirtildi.

Yapılan düzenlemelere karşı açılan davalarda Anayasa Mahkemesi ve idari yargı mercilerince verilmiş bulunan muhtelif kararlar münasebetiyle, üniversite ve sağlık personelinin çalışma alanları ve şartlarına ilişkin hukuki boşluk ve belirsizliklerin ortaya çıktığı ifade edildi.

Devamlı statüde çalışan öğretim elemanlarının kanunlarda belirtilen haller dışında yükseköğretim kurumlarından başka yerlerde hizmet vermemelerinin öngörüldüğü ifade edilerek, şunlar kaydedildi:
”Ancak hem yargı kararları, hem de Yükseköğretim Kurulu’nun teklifi ve yükseköğretim kurumlarının ihtiyacı dikkate alınarak yükseköğretimde herhangi bir aksamaya mahal verilmemesi bakamından yükseköğretim kurumlarının kadrolarında bulunmayan profesör ve doçentlerin de hizmetinden faydalanma yoluna gidilmektedir.

Bu amaçla ihtiyaç duyulan alanlarda teorik ve uygulamalı eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve bu faaliyetlerin gerektirdiği işleri yapmak üzere üniversite yönetim kurulunun kararıyla yükseköğretim kurumlarında sözleşmeli öğretim üyesi çalıştırılması düzenlenmektedir.”

Yükseköğretim kurumlarında hizmetin aksamaması için ücretsiz izin süresinin bir yıla indirildiği belirtilerek, yükseköğretim kurumları ile uygulama birliği sağlanması için Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde de yükseköğretim kurumlarındaki aynı usul ve esaslarla sözleşmeli öğretim üyesi çalıştırılması hususlarının düzenlendiği kaydedildi.

Acilde ‘acil hasta’ ayıklanacak

Yazan: adminKategori: Saglik
8
Kas

Acil servislerdeki yoğunluğu azaltmak için çözüm arayışında olan Sağlık Bakanlığı, normal polikliniklerde muayene olması gerekirken …

Bu haberin mail olarak size ulaşmasını mı istiyorsunuz? Sağlık Aktüel Mail Grubu’na dahil olmak için tıklayın!..
Acil servislerdeki yoğunluğu azaltmak için çözüm arayışında olan Sağlık Bakanlığı, normal polikliniklerde muayene olması gerekirken acile gelen vatandaşlardan katkı payı almaya hazırlanıyor.

Sağlık Bakanlığı, katkı payı alınmaması nedeniyle acil hastalığı olmayanların bile gittiği hastanelerin acil servislere çeki düzen getirmeye hazırlanıyor. Hastalığı normal polikliniklerde muayene edilebilecek durumda olduğu acile gelen vatandaşlardan katkı payı almayı planlayan Bakanlığın, gerçekten acil olan vatandaşlardan katkı payı almamayı sürdüreceği öğrenildi. Hastanelerdeki başvuru oranının yüzde 30’unun acil servislere yapılması ve bu servislerde gereken hizmetin tam yapılamamsı üzerine hareket geçen Bakanlığın, bu yoğunluğu azaltmak için çeşitli çözüm önerileri üzerinde durduğu öğrenildi. Bu kapsamda Bakanlık, müdahale gerektirmeyen, işlem uygulanmayan, yatırılıp müşahede altına alınmayan ve ayakta reçetesini alan, normal polikliniklerde muayene olması gerekirken acile gelen vatandaşlardan katkı payı almaya hazırlanıyor.

ÖZELE DE AYNI SİSTEM
Öte yandan Bakanlık, bugün olduğu gibi yeni sistemde de acil olan vatandaşlardan katkı payı alınmaması uygulamasını devam ettirmeyi hedefliyor. Bu sistem sayesinde asıl acil olan vatandaşlara daha iyi hizmet verilmesinin önünü de açacak olan Bakanlık, bu sistemi özel hastaneler için de uygulayacak.

Hocaları geri getirebilmek için yasa taslağı hazırlandı.YÖK, Tam Gün yasası nedeniyle özel hastaneleri tercih eden hocaları geri getirebilmek için yasa taslağı hazırladı.

Bu haberin mail olarak size ulaşmasını mı istiyorsunuz? Sağlık Aktüel Mail Grubu’na dahil olmak için tıklayın!..
Hocaları geri getirebilmek için yasa taslağı hazırlandı

YÖK, Tam Gün yasası nedeniyle özel hastaneleri tercih eden hocaları geri getirebilmek için yasa taslağı hazırladı. MEB’e sunulan taslağa göre, sözleşmeli olarak ders verecek hocalar kadrolulara göre ders başına 15 kat fazla ücret alacak

ÖZEL muayehenehane yasağı getiren ‘Tam Gün’ yasası çıktıktan sonra çok sayıda öğretim görevlisi üniversiteleri terk etmek zorunda kalmıştı. Buna çözüm arayan YÖK, Sağlık Bakanlığı ile görüşmüş, ‘sözleşmeli profesör’ seçeneği gündeme gelmişti. Uzun süredir konuyla ilgili çalışma yürüten YÖK, üniversite hastanelerinde görev yapan öğretim üyelerinin durumuna ilişkin, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nda düzenlemeler içeren bir kanun taslağı hazırladı. YÖK; 5947 sayılı “Tam Gün” yasasına bağlı olarak, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu’nda yapılması öngörülen değişiklik önerilerini Milli Eğitim Bakanlığı’na taslak olarak sundu.

- 15 KAT FAZLA ÜCRET: Öngörülen değişikliğe göre, yükseköğretim kurumlarının kadro veya pozisyonlarında bulunmayan profesör ve doçentler, ihtiyaç duyulan alanlarda teorik ve uygulamalı eğitim ve araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve bu faaliyetlerin gerektirdiği işleri yapmak üzere üniversite yönetim kurulunun kararıyla yükseköğretim kurumlarında sözleşmeli öğretim üyesi olarak çalıştırılabilecek.

Sözleşmeler, aylık çalışma süresi 40 saati geçmemek üzere bir yıla kadar yapılabilecek. Sözleşmeli öğretim üyelerine, yapacakları faaliyetin niteliğine göre devamlı statüde çalışan aynı unvanlı öğretim üyeleri için belirlenen ek ders ücretinin 15 katına kadar saatlik sözleşme ücreti ödenebilecek.

- GATA’YI DA KAPSIYOR: YÖK, 2955 sayılı Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kanunu’nda da yeni düzenleme öngörüyor. Taslağa göre, Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nin de ihtiyaçlarının giderilmesi ve hizmetlerinde herhangi bir aksamaya mahal verilmemesi bakımından, yükseköğretim kurumlarındaki aynı usul ve esaslarla sözleşmeli öğretim üyesi çalıştırılması öneriliyor.

Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payında yapılan değişikliğe göre, aynı branşta 10 gün içinde farklı hizmet sunucusuna gidenler 5 lira …

Bu haberin mail olarak size ulaşmasını mı istiyorsunuz? Sağlık Aktüel Mail Grubu’na dahil olmak için tıklayın!..
Ayakta tedavide hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payında yapılan değişikliğe göre, aynı branşta 10 gün içinde farklı hizmet sunucusuna gidenler 5 lira fazla katılım payı ödeyecek

Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliği’nin “Ayakta Tedavide Hekim ve Diş Hekimi Muayenesi Katılım Payı” başlıklı maddesinde yapılan değişiklikler, Resmi Gazete’de yayımlandı.

Buna göre, birinci basamak sağlık kuruluşları muayeneleri, kurum tarafından belirlenen kronik hastalıklar ve acil haller hariç olmak üzere, 10 gün içinde aynı branşta farklı sağlık hizmet sunucusuna yapılan başvurularda ayakta tedavi için hekim ve diş hekimi muayenesi katılım payı tutarları 5 lira artırılarak tahsil edilecek.

Artırılan 5 liralık tutar, kurumdan gelir ve aylık alanlarla bakmakla yükümlü oldukları kişiler için gelir ve aylıklarından, diğer kişiler için ise eczanelere müracaat aşamasında eczanelerce kişilerden alınacak.

Acil servise gelen acillik vaka yok

Yazan: adminKategori: Saglik
8
Kas

Acil servislerde bakılan hasta oranının yüzde 10-15 olması gerekirken, İstanbul’da bu oran yüzde 24’e yaklaştı. İşin vahim tarafı, …

Bu haberin mail olarak size ulaşmasını mı istiyorsunuz? Sağlık Aktüel Mail Grubu’na dahil olmak için tıklayın!..
Acil servislerde bakılan hasta oranının yüzde 10-15 olması gerekirken, İstanbul’da bu oran yüzde 24’e yaklaştı. İşin vahim tarafı, bu servislere başvuran her 4 hastadan sadece birinin durumunun gerçekten acillik olması. Bu da gerçek acil vakalar için tehdit.

İSTANBUL’un kamu hastenelerinin acilleri gereksiz yere meşgul ediliyor. Acil servislerde bakılan hasta oranı yüzde 10-15’i geçmemesi beklenirken, İstanbul’da bu oran yüzde 23.5’a vardı. Acillere gelen hastaların sadece yüzde 20’si gerçek acil vakalar. İstanbul Sağlık İl Müdürü Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, “Acile gelen hastaların sadece yüzde 5’i yatırılıyor. Geri kalanlar muayene olup ve reçetelerini alıp evlerine gidiyor. Bu da acillerin gereksiz kullanıldığının bir göstergesi” dedi. Yılın ilk 6 ayında hastanelerin polikliniklerine 19 milyon 288 bin, acillerine ise 4 milyon 511 bin kez başvuruldu.

Şiddet de arttı

Sağlık personeli ve doktorlara yönelik şiddetin yüzde 85-90’ının acillerde meydana geldiğini belirten Prof. Dr. Dokucu, şu bilgileri verdi: “Acillerde iki gergin taraf karşı karşıya geliyor. Hem çalışanlar hem de hizmet alanlar gergin. Acillerde bazı düzenlemeler yaparak, sorunu çözmeye çalışıyoruz. Acilleri genişletmek zorundayız. Yeni yaptırmaya tasarladığımız hastanelerin acillerini geniş tutuyoruz. Seyrantepe’de inşaatı devam eden hastanenin acili 4 bin 500 metrekare olacak. Okmeydanı’na 6 bin, Kartal’daki hastaneye 10 bin metrekarelik acil yapmayı düşünüyoruz. Tüm hastanelere acil tıp uzmanlığı klinikleri açılacak” dedi.

‘Ücretsiz’ diye herkes acil servise koşuyor

HASTALARIN hangi durumların gerçekten acil olduğunu bilemediğini, bu konuda aile hekimlerinden yararlanabileceklerini anlatan Prof. Dr. Ali İhsan Dokucu, kalabalığın bir nedeninin de acil hizmetlerin ücretsiz verilmesi olduğunu hatırlatıyor. Gönüllü aile hekimlerinin mesai saatlerini 12.00-20.00 saatleri arasına kaydırmayı düşündüklerini belirten Dokucu, şöyle konuştu:

Kalp krizi kaçmaz da…

“Hastaların yüzde 35-40’ı acillere 17.00-24.00 saatleri arasında geliyor. 24.00’den sonra gelen hastaların oranı sadece yüzde 10. Demek ki bazı sorunlar aile hekimlerinde pekala çözülebilir. Acillerdeki ‘gereksiz kalabalık’ gerçek acil vakalardaki bazı sorunların gözden kaçmasına yol açabilir. Tamam, kalp krizinin tipik belirtileri vardır, kolay kolay kaçmaz. Ama örneğin bir diyabet hastası bu belirtilerden ilk akla geleni olan göğüs ağrısını hissetmeyebilir. Bu da krizin atlanmasına yol açabilir.”

Sağlık Bakanı Akdağ, yurtdışından gelecek hekimlere denklik uygulanacağını söyledi. Akdağ, Aile Hekimliği’ sistemine yardımcı olacak ‘Aile Ebeliği’ sistemi …

Bu haberin mail olarak size ulaşmasını mı istiyorsunuz? Sağlık Aktüel Mail Grubu’na dahil olmak için tıklayın!..
Sağlık Bakanı Akdağ, yurtdışından gelecek hekimlere denklik uygulanacağını söyledi. Akdağ, Aile Hekimliği’ sistemine yardımcı olacak ‘Aile Ebeliği’ sistemi üzerinde çalıştıklarını açıkladı.

SAĞLIK Bakanı Recep Akdağ, yabancı hekim istihdamının ayrıntılarını STAR’a anlattı. Eleştirilere, “Türk hekimleri gidip dışarıda çalışırken kimsenin sesi çıkmazken yurtdışından hekim getirelim diyoruz herkes bir şeyler söylüyor” diye yanıt veren Akdağ, 200 bin hekime ihtiyaç olduğunu, ancak hepsini yurtdışından karşılamayacaklarını kaydetti. Türkiye’deki hekim sayısının yetersiz olduğuna vurgu yapan Akdağ, yurtdışında işini iyi yapan bir doktorun Türkiye’ye gelmesinin neden engellendiğini anlamadığını söyledi. Akdağ, “Aslında yurtdışına beyin göçü yapılırken herkesin sesinin çıkması lazım”dedi. Daha önce Türkiye’de tıp fakültesi bitiren bir yabancı doktorun bile çalıştırılamadığını vurgulayan Akdağ, “Şu anda Türkçe bilen ve Türkiye’de çalışan yabancı hekim sayısı 3 bin civarında” dedi.

‘Aile Ebe’liği sistemi gelecek

Türkiye’de görev yapacak yabancı hekimlerin Türkçe öğreneceklerini, fakülteyi yurtdışında okuyan hekimler için de bir denklik sistemi getireceklerini anlatan Akdağ, “Nasıl ki Türk hekimler yurtdışında denkliğe tabi tutuluyor biz de öyle yapacağız” diye konuştu. Akdağ, Aile Ebesini, Aile Hekimliğini tamamlayıcı bir unsur olarak geliştirmeyi düşündüklerini söyledi. Akdağ, gemi hastane üzerinde hala çalıştıklarını vurgulayarak “Arkadaşlarımız çalışmalarını tamamlamak üzere. Yakın bir zamanda bununla ilgili adımları atacağız. Ama önce uçak ambulans ekibine 3 uçak ambulans daha ekleyerek toplam sayısını 5’e çıkaracağız” dedi.

SAĞLIK AİLESİNİN BÜYÜK GURURU

UMKE ekiplerimiz depremde harika işler başardı

VAN’DAKİ 7.2 şiddetindeki yıkıcı depremde Sağlık Bakanlığı Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi’nin (UMKE) büyük başarılar sağladığına dikkat çeken Akdağ, “UMKE ekibinin hepsi harika işler başardı. Hepsine gönülden teşekkür ediyorum. Aslında biz bunu sağlık ailesi olarak başardık” dedi. Akdağ, UMKE ekibi sayısının 5 bin 100 civarında olduğunu ifade ederek, “Bu sayıyı artırmayı düşünmüyoruz. Ama bu sayıyı korumak istiyoruz. Zaman zaman ekipten ayrılanlar var. Onların yerine almayı düşünüyoruz. Çünkü bu gönüllülük işidir. Belki biraz daha artırılabilir” şeklinde konuştu. Bakan Akdağ UMKE ekibini sağlık eğitimi almış kişilerden oluşturduklarını dile getirerek, “Afetlerde ne yapacaklarını en iyi bilenler olmalıdır” diye konuştu.

Fahri sağlık gözlemcileri işbaşına

SAĞLIK Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’de Fahri Sağlık Gözlemcisi’nin de olduğunu aktaran Akdağ, “Bu gözlemciler sağlık hizmeti alırken gözlemledikleri olumlu ya da olumsuz şeyleri bize rapor edecekler. Ama gözlemci şunu yapmayacak özellikle hastaneye gidip gözlemlemeyecek. Sadece hastanede sağlık hizmeti aldığında gözlem yapacak” diye konuştu.

Türkiye’ye 2005 yılında tedavi için 126 bin yabancı hasta gelirken rakamın bu yıl sonunda 650 bini bulması bekleniyor. Büyüyen pasta sebebiyle Türk hastaneleri zincir…

Bu haberin mail olarak size ulaşmasını mı istiyorsunuz? Sağlık Aktüel Mail Grubu’na dahil olmak için tıklayın!..
Türkiye’ye 2005 yılında tedavi için 126 bin yabancı hasta gelirken rakamın bu yıl sonunda 650 bini bulması bekleniyor. Büyüyen pasta sebebiyle Türk hastaneleri zincirleşmeye başladı. Dünyagöz, 2012 sonuna kadar biri Londra’da olmak üzere 4, Medikalpark 3, Acıbadem 2 hastane açacak. Doruk Sağlık Grubu Bursa’da üçüncü, Anadolu Sağlık Merkezi ise İstanbul’da ikinci hastanesini hizmete alacak.

Türkiye, sağlık turizminde dünyanın merkezi olmayı amaçlıyor. Bu sebeple özel sektör ve üniversite hastaneleri yatırımlarını hızlandırdı. Üç ay önce Frankfurt’ta 10 milyon Euro maliyetle 17. hastanesini açan Dünyagöz, 2012 sonuna kadar Pendik, Bursa, Kayseri ve Londra’daki hastanelerini de hizmete alacak. Pendik’teki hastanenin bir ay içinde hizmete alınacağını açıklayan Dünyagöz İcra Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı Selin Yıldırım Peker, “Bursa ve Kayseri inşa halinde. Londra’da da yer bakıyoruz. Ayrıca İzmir’de de bir proje çalışması yapmaktayız.” dedi. Temmuzda 10 milyon Euro maliyetle Frankfurt’ta hastane açtıklarını hatırlatan Peker, “Bu hastane için de yaklaşık 10 milyon pound harcayacağız. Ortak almayacağız.” dedi. Londra’nın ardından Moskova ve Kiev’de birer yıl arayla hastane açacaklarını kaydeden Peker, “Ardından Almanya’da ikinci ve üçüncü hastanelerimizi açacağız. Sonra da Kuzey Afrika’ya yöneleceğiz.” diye konuştu.

Sağlık turizmine 1 yıl önce başladıklarını söyleyen Medikalpark Pazarlama Sorumlusu Gupse Jular, artan potansiyel sebebiyle 19 olan hastane sayısını 2012 sonunda 22′ye çıkaracaklarını açıkladı. Geçtiğimiz aylarda İstanbul’da 2 hastane satın alan ve hastane sayısını 13′e çıkaran Acıbadem, 5 ay içinde Bandırma ve Ankara şubelerini de hizmete alacak. Moskova’da da yüzde 50 ortaklı bir hastane satın alarak ilk yurtdışı yatırımını gerçekleştirdiklerini açıklayan Acıbadem Uluslararası Hasta Hizmetleri Müdürü Gökhan Yuğrucu, “Artan potansiyel sebebiyle 30 kişilik bir Uluslararası Hasta Hizmetleri ekibi oluşturduk.” dedi. Çayırova’daki hastanesi ile yılda 40 milyon TL ciro yapan Anadolu Sağlık Merkezi ise İstanbul’da ikinci hastanesini açacak. Şirketin Uluslararası Hizmetler Direktörü Aslı Akyavaş, sağlık turizmi için 50 kişilik bir ekip kurduklarını, şimdi de Uluslararası İlişkiler Departmanı’nı hizmete alacaklarını söyledi. Doruk Sağlık Grubu yöneticilerinden Op. Dr. Mustafa Esgin ise 2 ay içinde Bursa’da Doruk Grubu’nun üçüncü hastanesini açacağını açıkladı. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Başhekimi Doç. Dr. Abdullah Erdoğan da bilhassa Antalya’da yerleşik İngiliz, Alman ve Rusları tedavi etmek amacıyla sektöre adım attıklarını, 306 yataklı yeni bir hastaneyi de kısa süre içinde hizmete alacaklarını söyledi. Türkiye’de 650 özel hastane ve klinik, 10 bin yatak kapasitesi bulunuyor.

Malatya’daki İnönü Üniversitesi bünyesinde bulunan Turgut Özal Tıp Fakültesi’nin başhekim yardımcısı Mehmet Aslan, sağlık turizmi için ekip kuracaklarını kaydetti. Amaçlarının bilhassa Ortadoğu’daki yabancı hastaları tedavi etmek olduğunu söyledi. Turgut Özal Tıp Fakültesi, karaciğer naklinde Avrupa’da birinci, dünyada Kore’den sonra ikinci sırada. Yeditepe Üniversitesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Sina Ercan da sağlık turizminde Türkiye’nin ciddi potansiyel barındırdığını, bu sebeple sektörde oyuncu olacaklarını aktardı.

Türkiye’ye gelen yabancı hasta

2005…………126 bin

2006…………152 bin

2007…………204 bin

2008………..269 bin

2009………..350 bin

2010…………487 bin

2011* ……….650 bin

2015**…….1 milyon

* Tahmini **Hedef

Sağlık Bakanlığı, 26 Ağustos’ta bir KHK ile tıp fakültelerindeki hocalara “Bundan sonra ders vermek istersen, ameliyat yapamazsın… Ameliyat yaparsan bu kez derse …

Bu haberin mail olarak size ulaşmasını mı istiyorsunuz? Sağlık Aktüel Mail Grubu’na dahil olmak için tıklayın!..
Sağlık Bakanlığı, 26 Ağustos’ta bir KHK ile tıp fakültelerindeki hocalara “Bundan sonra ders vermek istersen, ameliyat yapamazsın… Ameliyat yaparsan bu kez derse giremeyeceksin” dedi… Buna uyulmazsa o zaman ‘ayrılırsın’ dedi. Ameliyat yapmayan doktor biter! Doktorun ameliyatı eğitimle birliktedir, yani eğitimin içindedir ameliyat.

Uzaktan eğitimle doktorluk olur mu? Nitekim bu duruma karşı çıkan doktorların büyük çoğunluğu -ki bunlar üniversiteyi ayakta tutan hocalardır- iki yıl ücretsiz izne ayrıldılar.
Dünyayı yakalamış, saygınlığı olan bilim adamlarına yapılan muamele bu maalesef…
İstanbul Üniversitesi’nin Çapa ve Cerrahpaşa tıp fakültelerinin kliniklerine bir gidin, sağlık hizmetinde ne gibi sıkıntılar yaşandığını göreceksiniz.
Peki bırakın ameliyatları, eğitim ne olacak? O gençler nasıl yetişecek?
Bir öğretim üyesine soruyoruz:

ASKERE GİTMİŞ GİBİYİZ
- Kaç öğretim üyesi ayrıldı?
- Çapa ve Cerrahpaşa’dan yaklaşık 450’ye yakın öğretim üyesi; her iki fakülteden yarı yarıya denilebilir. İşin erbabı, hepsi de profesör… İki yıllık ücretsiz izin haklarını kullanmak üzere ayrıldılar. Yani bu sürede bir ücret almayacağız ama kadrolarımız muhafaza edilmiş oluyor. Daha doğrusu bizler için ‘askere gitmiş’ gibi olduk denilebilir.

- Sağlık hizmetleri ne oldu?
- Çöktü… Ama Sağlık Bakanlığı’nın yeni bir düzenleme yapacağı söyleniyor. Eğer bu durum değiştirilirse, bütün hocalar kadrolarına dönebilirler. Örneğin ben ‘ücretsiz iznimi’ keser, ertesi gün görevime başlarım.

- Siz ne istiyorsunuz?
- Biz diyoruz ki, 17.00’ye kadar çalışalım… Buna lafımız yok… Ama olmadı. Bakanlığın yeni uygulaması ta başından sakattı, ya sen öğrenciye bak ya da ameliyat yapma!.. Bu olmaz, tıp fakültelerinde eğitim yapılamaz o zaman. Yani saçma bir uygulama!..

REKTÖR SÖYLET’İN TUTUMU
- İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Yunus Söylet’in tutumu nedir?
- Sağlık Bakanlığı üniversite hastanelerini isterken, Yunus Bey buna karşı çıkarak bilimselliğin bir ayağı olan eğitime sahip çıkmıştır? Hangi rektör, bu kadar güçlü bir bakanlığa karşı çıkabilmiştir; tıp eğitimi böyle kararlarla gerçekleşemez diyebilmiştir. İstanbul tıp hocaları kendisinin yanındadır.

Hocalar, sonunda aklıselimin hâkim olacağını söylüyorlar. Yani ortak bir ‘uzlaşı’ noktası bulunabileceğini söylüyorlar.

Dünya standardını yakalamış bir üniversitenin doktorları ile inatlaşılmaması gerekir.
Önemli olan ameliyat yapılmaması değil; önemli olan böyle hocaların üniversitesiden kaçırılmamasıdır. Tıp eğitiminin geleceği için bu hocalara her zaman ihtiyaç vardır.
Böyle bir eğitim gücü dünyada hangi ülkede vardır?

Sağlık Bakanlığı’nın gereksiz ilaç yazımını önlemek için ‘negatif performans’ uygulaması hazırlığı dikkatleri en çok reçete yazan doktorlara çevirdi.

Bu haberin mail olarak size ulaşmasını mı istiyorsunuz? Sağlık Aktüel Mail Grubu’na dahil olmak için tıklayın!..
Sağlık Bakanlığı’nın gereksiz ilaç yazımını önlemek için ‘negatif performans’ uygulaması hazırlığı dikkatleri en çok reçete yazan doktorlara çevirdi. Sıralamada aile hekimleri zirveye oturdu. Aile hekimleri, bu yılın ilk altı ayında muayene ettikleri hastaların 72 milyon 315 binine reçete yazdı. Aile hekimlerini, ikinci basamak devlet hastanelerinde çalışan doktorlar izledi.

Doktorların baktığı hasta, yaptığı ameliyata göre maaşlarından çok kazandıkları performans sisteminde değişikliğe gidiliyor. Gereksiz ve çok ilaç yazan doktorun performansı düşürülecek. Böylece fazla ilaç yazan doktorun aldığı ücret de azalacak. Yeni dönemde maaşı en çok düşecek hekimlerin hangi sağlık kuruluşunda çalıştığı bilgilerine Cihan Haber Ajansı (Cihan) ulaştı.

Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK)’ndan alınan rakamlara göre; Türkiye’de en çok ilaç aile hekimleri tarafından yazılıyor. Bu yılın ilk 6 ayında SGK’ya fatura edilen 157 milyon 72 bin reçetenin, 72 milyon 315 binini birinci basamak sağlık sunucusu olarak bilinen aile hekimleri yazdı. Devlet hastanelerinde çalışan doktorlar da muayene ettikleri hastaların 41 milyon 634 binini reçeteyle eczaneye gönderdi. Aile hekimi, devlet hastanesi tedavilerinde iyileşemeyenlerin gittiği eğitim ve araştırma hastanelerindeki reçete sayısı ise 10 milyon 714 binde kaldı.

ÖZEL HASTANELER DE REÇETE YAZIMI FAZLA

Sigortalı hastaların özel hastanelere gitmesinin önünün açılmasının ardından buralarda yazılan reçete sayısı da hızla arttı. 2011 yılının ilk 6 ayında özel sağlık kuruluşlarında muayene ve tedavi olan hastalara 27 milyon 693 bin reçete verildi. Üniversite hastanelerindeki hekimlerin reçete sayısı diğer hastanelere göre çok düşük kaldı. Daha riskli hastaların gittiği üniversite hastanelerindeki doktorlar aynı dönemde 4 milyon 715 bin reçete yazmakla yetindi.

162 MİLYON MUAYENE VE TEDAVİ

Öte yandan sağlık hizmetlerine erişimin önündeki engellerin kaldırılmasıyla hastaneye başvurularda ve reçete sayısında da patlama yaşandı. Geçen yıl kişi başına müracaat sayısı yıllık 7.3′e ulaştı. Bu yıl ise bu sayı 8′e çıktı. Tedavi ve reçete sayıları bu yılın ilk altı ayında geçen yılın ilk altı ayını geride bıraktı. Hastanelere başvuru ve yazılan reçete sayısında ortalama yüzde 15 artış oldu. Geçen yılın ilk altı ayında 137 milyon 968 bin muayene ve tedavi yapılırken, bu yıl aynı dönemde hastanelerdeki tedavi 161 milyon 969 bine çıktı. Geçen yıl vatandaşların tedavileri için 9.2 milyar lira ödeme yapan SGK, bu yılın ilk altı ayında 11 milyar lira ödedi.

 Chat Sohbet